Fabrizio Casaretto: Enflasyon… Rakam ve değer ikilemi

Merhabalar,

Çok güncel konular var ama bu yazı ne güzellik merkezlerinden, ne var olmayan yüksek getirili bir fondan ne de ponzi sisteminden bahsetmiyor, çok reel bir analiz içeriyor, soru işaretleri doğurabilir. Altın ve petrol gibi emtiaların Dolardaki 2010’dan beri yaşanan enflasyonla beraber güncel fiyatlarının karşılaştırılmasıyla başlayıp bunların Türkiye’de yaratabileceği etkileri ile devam edip kendi raporlama sistemimizdeki yansımasına kısaca değineceğiz.

Haftalardır petrol 100 doları bulacak haberleri yapılıyordu. İsteyen 120 de yazabilir 150 Dolar da, veya 60-70 de. Neye dayanarak bu rakamları yazıyorlar belirtmeyenler oluyor, salla nasıl olsa biri tutar mantığı mı?

Doların da enflasyonu vardır, bu genelde göz ardı ediliyor. TL’ye nispeten düşük görünebilir ancak vadeyi uzatınca ne kadar önemli olabileceğini gözler önüne sereceğiz.

ABD’nin açıkladığı aylık TÜFE verilerine baktığımızda, 1 Ocak 2010’dan beri kümülatif enflasyon oranı %40.76 çıkıyor, yuvarlak %40 diyelim, yani o günden beri 14 senenin dolmasına günler kala Dolarda bu kadar bir değer kaybı yaşanmaktadır.

Bunun ne demek olduğu farklı şekillerde anlatılabilir. Mesela 2010 ocak ayında bir ekmeğe 1$ ödeyen bir Amerikalı bugün aynı ekmeğe 1.40$ vermesi gerekir. Veya bugün bir çikolata kutusuna 10$ verilebilir, aynı kutunun 2010 ocak ayındaki değeri 7.14$ idi. 2010’da 1.000$ maaş alan bir Amerikalı bugün de aynı maaşı alıyorsa enflasyona endeksli bir market sepeti mevzubahis olduğunda alım gücü %40 oranında düştü demektir. Tabii ki daha geriye gidersek daha yüksek rakam çıkacaktır ancak 14 sene gibi bir sürede yüksek bir etkiyi görmek açısından bu şekilde dönemi sınırlıyoruz.

Her zaman belirttiğim gibi yabancıların büyük çoğunluğu piyasalarımızdaki TL finansal ürün analizlerini Dolar bazında bakarlar, yani günlük fiyatları aynı günkü USDTRY kuruna bölerek. Ancak kayda alınması gereken bir de Dolar enflasyonu vardır özellikle geriye dönük verilerle çalışılıyorsa.

Durum böyle olunca aslen dünyadaki borsalarda kote olan tarihi emtia fiyatlarının da dolar enflasyonundan arındırılmasında fayda olacaktır. Bu farklı ve reelde biraz daha gelişmiş olan pencereden ne kadar farklı görüneceğini açıklayalım.

Niçin mi?

Emtia fiyatları her piyasada olduğu gibi iner çıkar. İlk evvela Altın’ı varsayalım, 2011 aylık ortalama Ağustos ayında ulaştığı tepe noktası 1900$ (grafikte mavi renk), günümüzün 1900$ ile aynı değerde mi?

Kesinlikle hayır, enflasyon etkisini eklediğimiz zaman yaklaşık 2500$ bir fiyat hesaplanıyor (grafikte turuncu renk). Kısaca günümüzdeki yeni güncel 2000$’lı rekorlar tarihteki en yüksek rakam olabilir ama en yüksek değer değildir.

Çok uzağa gitmeyelim, Ağustos 2020’deki tepe noktasının değeri günümüze göre daha yukarıda kalmamış mı?

Aynı hesapları ve grafiği çok daha geriye dönük de yapabiliriz ancak bu kısmi veri varmak istediğimiz sonuç için yeterlidir. Siz bir altın üreticisi olsanız, 2011’de 1900$’a satış yaptınız, sonra fiyatlar gevşedi. Bu arada çalışanların maliyeti, sabit ve döner maliyetle yükseldi, Dolar enflasyonunu maliyetlerinize eklemek durumundasınız. Ancak Altın fiyatı nispeten düşük seyredince hem karlılığınız düştü hem zarar etme riskiyle karşılaştınız. Bugün fiyat 2000€’a çıkınca sevinir misiniz?… 2100$’a?… 2200$’a?… 2300$’a?…….

Veya 2011’de 1900$’a Altın aldınız ve tuttunuz, bugün 2100$’a sattığınızda rakamsal bir kazancınız oluyor, peki reel anlamda kazanmış oluyor musunuz?

Aynı analizi Brent petrol için kullanalım, grafiksel sonuç:

Ham petrol üreten ülkeler için acaba aktüalize edilmiş fiyat (turuncu çizgi) uzun süre 100$’ın üzerinde seyretmişken (2010-2014) yaşanan ekonomik ve ticari gelişmeler sonucu bugünkü reel seviyeler ne kadar tatmin edici olabilir?

Son olarak bir de sanayi metali ekleyelim, bakır. Farklı sektörlerde kullanılan bakır sanayi için çok önemli bir metal konumundadır. Grafikte oransal olarak fiyat farkları aynı, benzer görüntüde.

Görüldüğü üzere bugünkü fiyatlar 2011’deki tepe değerlerinden uzakta. Global ticaret ve üretimin tekrar canlanması durumunda, nerelere gidilebilir acaba?

Yukarıdaki bütün karşılaştırmalar temel verilerin olmadığı analizleri kapsıyor. Piyasalardaki arz ve talepler tabii ki fiyatların oynamasında ciddi etkenlerdir, ancak hiçbir zaman enflasyonun Dolar’da bile var olduğunu unutmamamız gerekir özellikle uzun vade yatırımlarda.

Ekonomilerin nüfuslarla birlikte büyüdüğü bir dünyada enflasyonun var olması kaçınılmaz, ancak kontrol altında tutulmalı. Ülkemiz gibi birçok ürün ve serviste dışarıya bağımlı olan ülkelerde daha yüksek seyretmesi anlaşılabilir, mümkün olduğu kadar sektörlerde ithalatı kısarak yerli üretimi arttırdıkça toparlanmaya katkı mümkündür.

Tabii diyeceksiniz ki arz-talep dengeleri yani temel bir analizi de eklesek ne olur? Elbette… bir emtia istediği kadar yükselebilir ama alan yoksa fiyatı düşer, çok düşerse üretici üretmez o zaman da piyasadaki mal azalır ve bu sefer fiyatlar yükselir… bu yüzden fiyatlar hep iner çıkar, dümdüz olmaz, bir dengeye oturur, arz ve talep buluşur ve bir fiyat oluşur.

ABD Doları TL’ye karşı aylardır belli bir çizgide ilerliyor, bir yerden sürekli müdahale edildiği düşüncesi birçok ekonomist tarafından belirtiliyor. Daha önce de dile getirmiştim, ben gerçek serbest piyasa taraftarıyımdır, yani fiyat oluşumlarına müdahale etmeden ilerlemektir, eninde sonunda varması gereken yere iner veya çıkar. Zorlamalarla ulaşılması gereken noktalara çok aşırı hareketler sonucunda ulaşılıyor ve piyasada bir şok dalgası yayılıyor. Birkaç haftadır bazı pozitif gelişmeler oluyor ekonomimizde, faizlerin yükseltilmesinin katkısı olmuştur, bakalım bu gelişme süreklilik arz edip gevşemelere yol açacak mı?

Dolar faizlerinin ineceği yönünde çıkan haberler uluslararasında Dolarda satışa sebep oluyor, TL’ye karşı şimdilik bir etkisi görülmedi.

Bu bahsettiğim değer kayıpları 1 senelik periyodlarda hele TL için çok önemli. Bu sebeple şirketlere doğru ve hakkaniyetli Enflasyon Muhasebesi yaptırmak çok doğru bir kanun olacaktır. Sene başında bir ürünün TL rakamı ile sene sonundaki aynı ürünün rakamı aynı olabilir, ama değeri aynı değildir. Veya ürünün fiyatı artmıştır ama sene başındaki değerine varmamış olabilir, bunu bir değer artışı olarak işlemek ne kadar doğrudur? Gerçekleşen rakam üzerinden mi yoksa kazanılan değer üzerinden mi vergilendirmek daha doğrudur?

Enflasyonun yarattığı ikilem: rakam ve değer kavramları.

Hepinize bol değer artışlı, sağlıklı, mutlu ve sevgi dolu yeni bir yıl dilerim.

 

Fabrizio Casaretto

[email protected]

Yazılarım yatırım tavsiyesi içermez.

 


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın