FÖŞ ANALİZ: Krediler yavaşlıyor, faizler yükseliyor. Ekonomi için anlamı ne?

Merhabalar,

TCMB verilerine göre, 6 Eylül’de biten haftada toplam krediler haftalık %0.4, kurumsal krediler ise %0.3 artış gösterdi.  Aşağıda anlamını açıklayacağım 13 haftalık hareketli ortalama kur etkisinden arındırılmış krediler ise yıllıklandırılmış olarak %18.9 arttı.

Reel bazda kredi artışı sıfır, hatta bazı kalemlerde negatife dönüşmüş durumda. Tüketici kredileri yükselen faizlere rağmen hala güçlü sayılabilecek bir tempoda artışını sürdürüyor, ama ticari krediler bir türlü canlanmıyor.

 

Önümüzdeki aylarda, TCMB politika faizi ve banka bilançolarında kısıtlamaların azaltılması ile kredi ve mevduat faizlerinin daha da yükselmesi bekleniyor.

Ekonomi yönetimi enflasyon ve cari açıkla mücadelesinde politika faizi kadar, kredi hacmini kontrol yöntemini de kullanıyor. Yani kredi hacminin daralması bu iki değişkende hedefe yaklaşmanın önemli bir şartı.

Genelde, reel kredi hacmi ve ekonomik aktivite aynı tempoda büyür-küçülür. Ekonomi politikası gereği reel kredi hacminin daralması bir çeyrek arayla ekonominin de yavaşlayacağı anlamını taşır. Ancak, bu kez durum farklı olabilir, çünkü 4Ç’de çok yüklü kamu harcaması öngörülüyor.

 

Önce kredi hacminde reel daralmayı perspektife oturtalım. Son bir yılda ortalama TÜFE %56.28 yükseldi. Tüketici krediler ve kredi kartı harcamaları ise anılan dönemde %84 yükseldi, yani tüketici kredileri hala ekonomik hedeflerle karşılaştırıldığında çok hızlı büyüyor.

Öte yanda, Yİ-ÜFE yıllık ortalama %71.97 yükselirken, kurumsal kredilerde bu oran sadece %49.7. Özetle, tüketici kredileri son bir yılda reel olarak genişlemiş, yani hane halkının borçluluğu artmış. Şirketler ise yakınmakta haklı. İşlerini döndürmek için yeterli kredi bulamıyorlar.

Kredilerde daralmayı bir de 13 haftalık hareketli ortalama kur etkisinden arındırılmış veriyle ölçebiliriz. Yılbaşından bu yana toplam krediler bu ölçüme göre sadece %18.9 büyüdü. Kredilerde trendi ölçmek için bu garip veriyi kullanmamızın nedeni yüksek oranda mevsimsellik. Yani, kredi verisinde haftalık, hatta aylık artış veya daralmalar bize ekonominin gücü hakkında yeterli bilgi vermiyor.  Ek olarak, 13 haftalık hareketli ortalama verisini  geleceğe bakan bir veri, yıllık oranları ise geçmişin analizinde kullanabiliriz.

 

Eğer TCMB Beklenti Anketinde ifade edildiği gibi önümüzdeki bir yılda TÜFE %44.4 olarak gerçekleşirse, kredilerde çok keskin, nerdeyse %50’ye varan bir reel daralmaya doğru gittiğimiz görülür.

Ekonomi yönetimi enflasyon ve cari açığa daha fazla katkı yapan tüketici kredilerini soğutmak istiyor. Aşağıdaki grafiklerde, bu çabada oldukça başarı elde ettiklerini görebiliriz.  Maalesef, şirket kredileri de çok hızlı daralıyor.

Özetle, yılın son çeyreğinde reel kredi hacmindeki birikimli daralmanın ekonomik faaliyet yavaşlatması gerekir. Nitekim özellikle üretim tarafında Temmuz-Ağustos verilerinden  bir miktar zafiyet görülüyor. Tüketici kredisi faizlerinin sürekli artmasına paralel, özel tüketimin de yavaşlaması gerek.

 

Ancak bu kez kamu harcamalarının ekonomiye katkısı beklenenden çok daha yüksek olabilir. Güldem Atabay İstanbulAnalytics GADT Raporunda bütçe duruşu hakkında şu analizi yaptı:

 

“Haziran ayındaki sert bozulmanın temmuz ve ağustos aylarında dengelenmesi, sene sonu güncellenen bütçe açığı hedefinin yükseklik seviyesini değiştirmiyor.

Hatırlayalım: Mevcut 12 aylık 556 milyar TL bütçe açığı karşısında son OVP ile açıklanan bütçe açığı beklentisi 1,6 trilyon TL.  İki katından fazlaya çıkacak demek.

Hükümetin 2023 bütçe performansı büyük olasılıkla güncellenen açık hedefinden daha iyi gerçekleşecek. 2023 bütçe açığının beklentiden daha düşük gerçekleşip sene sonuna kadar 1,2 trilyon TL’da kalması mümkün”.

Yani, 4Ç’de kamu harcamaları için öncü gösterge olan bütçe açığı TL600-650 milyar artabilir. Bir başka deyişle,  vatandaşın kredi kullanması zorlaşıyor, fakat çeşitli yollarla devlet cebine çok yüksek miktarda gelir koyacak.

Bu iki zıt etkiden hangisinin ağır basacağını kestirmek güç, ama net etkinin  enflasyon ve cari açığı yeterli ölçüde bastıramayacağını söyleyebilirim.

 

 

FÖŞ, Güldem’e asist için teşekkürlerimle


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın