Yağız Kutay Yazdı: ‘Dayak arsızı bütçe…’

Merhabalar,

Dünya’nın seçim yılı olan 2024 zor olacak. Bir yandan gelişen ülkeler faiz indirim sürecini başlatmayı düşünürken diğer yandan savaşların başını çektiği jeopolitik riskler can sıkmaya devam ediyor.

ZEIGARNIK ETKİSİ VE FAİZ

Bluma Zeigarnik tarafından 1920’lerde tanımlanan ve insanların tamamlanmamış ya da kesintiye uğramış görevleri, tamamlanmış olanlara göre daha iyi hatırlama eğiliminde olduklarını öne süren psikolojik bir fenomeni ifade eder. Ekonomi yönetiminde bu etki daha farklı cereyan ediyor. “Mandacı iktisatçılar” faiz arttırım sürecinin henüz bitmediğini savunurken geçtiğimiz günlerde bakan Şimşek’in 2024’te faiz indirimi olarak anlaşılan açıklanmaya muhtaç bir söylemi kafaları karıştırdı. Sanırım Zeigarnik etkisiyle durumu ele alırsak faiz arttırımı süreci görevi tamamlandı ve çoktan unutuldu.

BDDK SONUNDA YÜKSEK ENFLASYONU TANIDI

BDDK bankaların 1 Ocak 2025’den itibaren enflasyon muhasebesine geçeceğini duyurdu. Geleneksel muhasebe yöntemleriyle hesaplanan karlar ve diğer finansal göstergeler, enflasyonun etkisiyle gerçeği yansıtmayabilir. Enflasyon muhasebesi ise, bu verileri enflasyonun etkisini dikkate alarak ayarlar, böylece daha gerçekçi bir finansal durum ortaya konur. İşbu durum kronik enflasyon sorununun 2025 yılında da devam edeceğini ve bankaların yorganlarını ayaklarına göre ayarlaması gerektiğini ilan etmiş oldu BDDK. Steroid kullanımıyla şişirilmiş karlar artık söz konusu değil.

BÜTÇEDE TARİHİ AÇIK ENFLASYONLA MÜCADELEYE KET VURUYOR

Bütçe açığı, son yıllarda adeta çığ gibi büyüyerek milli gelire oranla %5,3’e ulaştı ve bu oran, yakın tarihin en yüksek seviyesini işaret ediyor. Bunu sadece istatistik olarak değerlendirmek yanlış olur. Aynı zamanda yıllar içinde yapılan birikimli yanlışların, derin ekonomik dengesizliklerin ve yönetim zafiyetlerinin çarpıcı bir göstergesidir.

2023 bütçe harcamalarına bakıldığında, öngörülen rakamların 1,37 trilyon lira ile aşılması, mali disiplinin adeta rafa kaldırıldığının bir işareti. İronik bir şekilde, vergi gelirlerinde beklenenden fazla toplama yapılmasına ve Kur Korumalı Mevduat’ın 894 milyar liralık yükünün Merkez Bankasına aktarılmasına rağmen, bütçe açığı tarihi bir zirvede. Bu, “ne kadar çok kazanırsak, o kadar çok harcarız” mantığının bir yansıması gibi görünüyor.

Bütçe gelirlerindeki %86’lık artışa karşın, bütçe giderlerinin %124 oranında yükselmesi 6,6 trilyon TL’ye ulaşması, mali yönetimdeki ciddi dengesizlikleri gözler önüne seriyor. Seçim vaatlerinin bu artıştaki etkisi de göz ardı edilemez. Böylesine hızlı bir gider artışı, ekonomik mantığın sınırlarını zorluyor ve sürdürülebilirliği ciddi şekilde sorgulatıyor.

Sözcü’den Oğuz Demir farklı bir açıdan yaklaştı; 10.000 TL geliri olan bir bireyin 12.640 TL harcama yapması kadar sürdürülemez olan bu durum, ulusal ölçekte de alarm zillerini çalıyor. Aile bütçesinde bu denli bir dengesizlik, finansal çöküşe davetiye çıkarırken, ulusal ölçekte de durum farksız.

Son 20 yıl içinde, milli gelire oranla bütçe açığının %5’i aşması nadiren gerçekleşmiş bir durum. Ancak şimdiki tablo, 2009’daki küresel finansal kriz ve 2004’teki IMF programı dönemlerinden bile daha vahim bir tablo sunuyor.

GİBİLERİN YÖNETİMİ

Mevcut yönetim öne çıkardığı her politikasını yüzeysel ve sığ perspektiften gerçekleştirdi. 2023 yılı başında 659 milyar açık öngörüsüyle yola çıkan ekonomi yönetimi 9.ayın sonunda 1 milyar daha ek yapmak zorunda kalmıştı. Deprem ve seçim çok önemli iki konu olmasına rağmen 28 Mayıs sonrasına kadar doğru para ve maliye politikasını uygulamadı.

Sadece bütçe açığında değil, sırf tahmin yapmış olmak tek gaye olduğundan diğer hiçbir tahminin yanına yaklaşamadı.

Aynı bakış açısıyla mali yönetim anlayışı, palyatif çözümlere odaklanarak, gelecekte daha büyük sorunlara zemin hazırlayabilecek kısa vadeli bir düşünce tarzını yansıtmaya devam etti. Gibilerin iktidarı sürekli artan bütçe açığı ve kontrol altına alınamayan ekonomik dengesizlikler, uluslararası arenada ülkenin kredi notunu etkileyebilir, yatırımcı güvenini sarsarak ekonomik istikrarı daha da tehlikeye atabilir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı raporunda bir konu daha ciddiyetini ve sıkıntısını ortaya koyuyor: Merkezi Yönetim faiz dışı dengesi 2023 yılında 700,4 milyar TL açık verdi. Meali; faiz ödemesi yapmasaydık bile 700,4 milyar lira bütçe açığımız olacaktı. (2023 başındaki toplam bütçe açığından bile fazla)

Ekonominin sağlıklı işleyişi, dengeli bir bütçe politikası ve sürdürülebilir mali stratejiler gerektirir. Ancak mevcut durum, temel ilkelerden oldukça uzak bir tablo çiziyor. Ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi, disiplinli bir mali yönetim anlayışına geçiş, ve geleceğe dönük sürdürülebilir çözümler üretilmesi zorunluluğu, şu an için kaçınılmaz bir gereklilik olarak karşımızda duruyor.

Komşuyla sadece yemeklerimiz değil makyajlarımız da benziyor. 2009’da Yunanistan, Goldman Sachs ile yapmış olduğu swapları farklı göstererek bütçe açığını %12 yerine Maastricht uyumlu %3 göstermişti.

2023 yılında Türkiye’nin, 800 milyar liradan fazla yük oluşturan KKM stoğunu Merkez Bankası’na devretmesine rağmen 1.37 trilyon lira bütçe açığı Verdi. Yine de rekor kırılmasına engel olmadı.

Yağız Kutay Işık

 


İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “Futbol Takımlarımız Satılacak mı?”

İLGİLİ HABERYağız Kutay yazdı: Yağız Kutay yazdı: “Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz”

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “Zincirleri Kırdık”

 


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın